Christo ve Jeanne-Claude, yirminci yüzyıl sanatının en özgün ortaklıklarından biri olarak mimariyi, kamusal alanı ve doğal peyzajı dönüştüren geçici müdahaleleriyle sanat tarihine yeni bir bakış önerdiler. Kumaşla örtme eylemi, ilk bakışta bir gizleme jesti gibi görünse de, aslında görünürlüğün koşullarını yeniden kuran estetik bir stratejidir. Sanat eleştirmeni David Bourdon’un ifade ettiği gibi, bu yapıtlar “gizleyerek görünür kılma” pratiğidir; tanıdık olanı yabancılaştırır ve ona yeniden bakmayı mümkün kılar.
Bu sergide yer alan fotoğraflar, baskılar, çizimler ve kolajlar, bu paradoksun izlerini taşır, artık var olmayan projelerin belgeleri olmanın ötesine geçer. Christo ve Jeanne-Claude’un yapıtları belirli bir süre kamusal alanda var olur, ardından sökülür; geriye ise yalnızca hafıza ve iz kalır. Christo’nun da söylediği gibi, yok olacak eserler üretmek, kalıcı eserler üretmekten daha büyük bir cesaret gerektirir.
Georges Didi-Huberman’a göre, bir imge yalnızca gösterdiğiyle değil, eksilttiği, sakladığı ve yokluğuyla işaret ettiği anlam katmanlarıyla da okunmalıdır. Christo ve Jeanne-Claude’un pratiği tam da bu eşikte konumlanır. Örtülen yapı görünmez olmaz; aksine, alışılmış anlamlarından sıyrılarak yeniden görünür hâle gelir. Fotoğraflar ve çizimler ise kaybolmuş yapıtların yerine geçen belgeler değil, geçiciliğin kalıcı hafızasını taşıyan bağımsız eserlerdir.
Collect Gallery’nin Bulgar kökenleri düşünüldüğünde, sergi aynı zamanda Christo’nun kişisel hikayesiyle de yakınlık içerisindedir. Bulgaristan’da doğan Christo, yaşamı boyunca sınırların, coğrafyaların ötesinde bir dil kurmuştur.
Bu mirasın günümüzde hâlâ canlı olduğunun en güçlü örneklerinden biri, Paris’te sanatçı JR’ın gerçekleştirdiği La Caverne du Pont Neuf projesidir. Eser, Christo ve Jeanne-Claude’un 1985 yılında Paris’in en eski köprüsünü dönüştürdükleri The Pont Neuf Wrapped’ın 40. yılını anmak üzere üretildi. Tıpkı öncülleri gibi, bu çalışma da kısa süreli bir müdahaleyle kentin hafızasını yeniden canlandırmış, geçiciliğin ve kamusal sanatın dönüştürücü gücünü hatırlatmıştır.
Christo ve Jeanne-Claude’un eserleri bize, bir yapıyı örtmenin onu gizlemek değil, aksine yeniden görünür kılmak olduğunu gösterir. Çünkü bazen bir şeyi gerçekten görebilmek için, önce onu başka bir biçimde hayal etmek gerekir.
Installation view
Artworks
Prince Henry Hastanesi’ne ait olan Little Bay, Sidney şehir merkezinin 14,5 kilometre güneydoğusunda yer almaktadır. Paketlenen Güney Pasifik Okyanusu kıyı şeridi yaklaşık 2,4 kilometre uzunluğunda, 46 ila 244 metre genişliğinde, kuzeydeki kayalıklarda 26 metre yüksekliğinde ve güneydeki kumlu sahilde deniz seviyesindedir. Sarmalama için 92.900 metrekare erozyon kontrol kumaşı (genellikle tarımsal amaçlarla üretilen sentetik dokuma lif) kullanılmıştır. Kumaş, 1,5 santimetre çapında toplam 56,3 kilometre uzunluğundaki polipropilen halatlarla kayalara bağlanmıştır. Ramset tabancaları kullanılarak 25.000 adet tutturucu, dişli saplama ve klips kayalara sabitlenmiş, böylece halatlar güvence altına alınmıştır.
Proje John Kaldor tarafından koordine edilmiştir. Ordu Mühendislik Birliği’nden emekli Binbaşı Ninian Melville, sahadaki dağcılar ve işçilerden sorumlu olmuştur. Dört haftalık süre boyunca toplam 17.000 saat emek harcanmış; 15 profesyonel dağcı, 110 işçi (Sydney Üniversitesi ile East Sydney Technical College’dan mimarlık ve sanat öğrencileri), ayrıca çok sayıda Avustralyalı sanatçı ve öğretmen projede görev almıştır. Dağcılar ve işçilerin tamamına ücret ödenmiş, yalnızca ödeme almayı reddeden 11 mimarlık öğrencisi bunun dışında tutulmuştur.
Proje, çalışmaların dörtte üçü tamamlanmışken çıkan bir fırtınanın sarılmış kıyı şeridindeki kumaşın bazı bölümlerine ciddi zarar vermesi nedeniyle geçici bir aksaklığa uğramış ve bu bölümlerin yeniden sarılması gerekmiştir. Sanatçılar ve ekipler Wrapped Coast projesini 28 Ekim 1969 tarihinde tamamlamış, eser on hafta boyunca sergilenmiştir. Daha sonra tüm malzemeler sökülerek geri dönüştürülmüş ve alan eski hâline geri getirilmiştir.
Photograph from La Salita Gallery taken in 1963
9 Ekim 1991 günü gün doğumunda, Christo ve Jeanne-Claude’un 1.880 işçisi, sanatçıların her iki alanda da hazır bulunduğu sırada, Ibaraki ve Kaliforniya’daki 3.100 şemsiyeyi açmaya başladı. Japonya–ABD ortak sanat eseri, iki iç vadideki yaşam biçimleri ile toprağın kullanımındaki benzerlikleri ve farklılıkları yansıtmaktaydı. Japonya’nın değerli ve sınırlı alanında şemsiyeler birbirlerine yakın, samimi bir düzen içinde yerleştirilmiş, kimi zaman pirinç tarlalarının geometrisini takip etmiştir. Yıl boyunca suyla beslenen zengin bitki örtüsü içindeki şemsiyeler maviydi. Kaliforniya’nın işlenmemiş geniş otlaklarında ise şemsiyelerin düzeni serbest ve her yöne yayılan bir karakter taşımaktaydı. Kahverengi tepeler sarımsı otlarla kaplıydı. Bu kuru peyzajda şemsiyeler sarı renkteydi.
The Umbrellas, duvarları olmayan evler ya da geçici yerleşimler gibi davetkâr bir iç mekân oluşturmuş ve sanat eserinin geçici niteliğiyle ilişki kurmuştur. On sekiz gün boyunca ziyaretçiler tarafından uzaktan otomobille, yolların kenarında yakından ya da şemsiyelerin aydınlık gölgeleri altında yürüyerek görülmüş, deneyimlenmiş ve keyifle izlenmiştir. Söküm çalışmaları 27 Ekim’de başlamış ve arazi eski hâline geri getirilmiştir. The Umbrellas söküldüğünde parçalarının büyük bölümü geri dönüştürülmüştür.
Japonya’daki vadi 19 kilometre uzunluğunda olup 459 özel arazi sahibine ve kamu kurumlarına ait arazileri kapsamaktadır. ABD’deki vadi ise 29 kilometre uzunluğunda olup 25 özel arazi sahibinin arazileri ile kamu kurumlarına ait alanları içermektedir. Japonya, ABD, Almanya ve Kanada’daki on bir üretici firma şemsiyelerin çeşitli parçalarını üretmiştir. Christo ve Jeanne-Claude’un 26 milyon dolarlık bu geçici sanat eseri, sanatçılar tarafından The Umbrellas, Joint Project for Japan and U.S.A. Corporation aracılığıyla tamamen kendi imkânlarıyla finanse edilmiştir.
1970’ler, 1980’ler ve 1990’lar boyunca süren mücadelenin ardından Reichstag’ın sarmalanması 24 Haziran 1995 tarihinde tamamlanmıştır. İki hafta boyunca, mavi halatlarla biçimlenen gümüş renkli kumaşın zengin dokusu, heybetli yapının özelliklerini ve oranlarını vurgulayan görkemli dikey kıvrımlar oluşturmuş ve Reichstag’ın özünü ortaya çıkarmıştır.
Reichstag, açık ve tuhaf biçimde metafizik bir alanda yükselmektedir. Yapı, kendi tarihinde sürekli değişimlere ve sarsıntılara tanıklık etmiştir: 1894 yılında inşa edilmiş, 1933’te yanmış, 1945’te neredeyse tamamen yıkılmış, 1960’larda restore edilmiş; ancak Reichstag her zaman demokrasinin simgesi olarak kalmıştır.
Sanat tarihi boyunca kumaş kullanımı sanatçılar için büyük bir ilgi konusu olmuştur. En eski dönemlerden günümüze kadar kıvrımlar, pileler ve dökümlü biçimler oluşturan kumaş; resimlerin, fresklerin, rölyeflerin ve ahşap, taş ile bronzdan yapılmış heykellerin önemli bir parçasını oluşturmuştur. Reichstag üzerinde kumaş kullanımı bu klasik geleneği sürdürmektedir. Kumaş, tıpkı giysi ya da deri gibi kırılgandır; geçiciliğin kendine özgü niteliğini yansıtır.
Reichstag için alüminyum yüzeyli 100.000 metrekare kalın dokuma polipropilen kumaş ve çapı 3,2 santimetre olan 15,6 kilometre uzunluğunda mavi polipropilen halat kullanılmıştır. Cepheler, kuleler ve çatı, binanın yüzey alanının iki katı büyüklüğünde kumaştan hazırlanmış, özel ölçülerde üretilmiş 70 kumaş panel ile kaplanmıştır.
Wrapped Reichstag, yalnızca sanatçıların yaşamındaki 24 yıllık emeği değil, aynı zamanda ekibin önde gelen üyeleri Michael S. Cullen, Wolfgang ve Sylvia Volz ile Roland Specker’in yıllar süren ortak çalışmasını da temsil etmektedir. Paketleme işlemi 90 profesyonel dağcı ve 120 montaj işçisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Reichstag 14 gün boyunca sarmalanmış hâlde kalmıştır.
Sergide ayrıca dokuz proje daha yer almaktadır. Bunların sekizi gerçekleştirilmiş, biri ise yalnızca çizimler ve kolajlar aracılığıyla varlığını sürdüren bir projedir: 1975 yılında tasarlanan Wrapped Monument to Cristóbal Colón, Project for Barcelona (Barselona için Sarılmış Kristof Kolomb Anıtı Projesi). İlk iki başvurunun reddedilmesinin ardından, proje izni 1984 yılında Barselona Belediye Başkanı Pasqual Maragall tarafından verilmiştir. Ancak bu tarihe gelindiğinde, bir anıtı paketleme fikri sanatçılar için artık anlamını yitirmişti. Bu nedenle Christo ve Jeanne-Claude projeyi hayata geçirmemeyi tercih etmişlerdir.
Running Fence, 5,5 metre yüksekliğinde ve 39,4 kilometre uzunluğunda olup, San Francisco’nun kuzeyinde, Freeway 101 yakınında doğu-batı doğrultusunda uzanmakta; 59 çiftlik sahibine ait özel araziler boyunca ilerlemekte, inişli çıkışlı tepeleri takip ederek Bodega Bay’de Pasifik Okyanusu’na ulaşmaktadır. Running Fence 10 Eylül 1976 tarihinde tamamlanmıştır. Sanat projesi; 42 ay süren ortak çalışmaları, çiftlik sahiplerinin katılımını, 18 halka açık duruşmayı, Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’nde görülen üç oturumu, 450 sayfalık bir Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’nun hazırlanmasını ve tepelerin, gökyüzünün ile okyanusun geçici kullanımını kapsamıştır. Running Fence, 200.000 metrekare ağır dokuma beyaz naylon kumaştan yapılmış; kumaş, her biri 6,4 metre uzunluğunda ve 8,9 santimetre çapında olan 2.050 çelik direk arasına gerilen çelik kablolara asılmıştır. Direkler, beton kullanılmaksızın zemine 91 santimetre gömülmüş, 145 kilometre çelik gergi kablosu ve 14.000 toprak ankrajı ile yanal olarak desteklenmiştir. 2.050 kumaş panelin üst ve alt kenarları, 350.000 kanca yardımıyla üst ve alt kablolara sabitlenmiştir.
Running Fence’in yapısındaki tüm parçalar tamamen sökülebilecek şekilde tasarlanmış olup, bugün Sonoma ve Marin County tepelerinde projeden geriye görünür hiçbir iz kalmamıştır.
Çiftlik sahipleri ile ilçe, eyalet ve federal kurumlarla yapılan anlaşma doğrultusunda, Running Fence‘in sökümüne tamamlanmasından 14 gün sonra başlanmış ve tüm malzemeler çiftlik sahiplerine verilmiştir. Running Fence 14 yolu ve Valley Ford kasabasını geçmiştir; otomobiller, sığırlar ve yaban hayatı için geçiş olanağı bırakmıştır. Proje, Sonoma ve Marin County’deki toplam 64 kilometrelik kamu yollarından görülebilecek şekilde tasarlanmıştır.
The Gates, Central Park, New York, 1979-2005
Offset lithograph on heavy stock paper
51×66
The Gates Project, Photo #27, 2005
This rare photograph #27, taken during The Central Park Gates Project in 2005 by Christo and Jeanne-Claude, was never released to the public as the couple were not satisfied with the image. Every initial photograph, num
Central Park’taki yerleştirme, 12 Şubat 2005 tarihinde 7.503 kumaş panelin açılmasıyla tamamlanmıştır. The Gates, ağaçların yapraksız dalları arasından uzaktan görülebiliyordu. Central Park’ı çevreleyen şehir bloklarının ızgara düzeni, safran rengindeki direklerin dikdörtgen yapısına yansırken; yürüyüş yollarının kıvrımlı düzeni ile ağaçların çıplak dallarının organik biçimleri, rüzgârda sürekli değişen serbest akan kumaş panellerin yuvarlak ve duyusal hareketlerinde karşılığını bulmuştur.
7.503 kapının yüksekliği 4,87 metreydi ve Central Park’taki 37 kilometrelik yürüyüş yollarının 25 farklı genişliğine bağlı olarak genişlikleri 1,68 metreden 5,48 metreye kadar değişmekteydi. Kapıların yatay üst bölümünden sarkıtılan serbest asılı safran rengindeki kumaş paneller, yerden yaklaşık 2,13 metre yükseklikte son bulmaktaydı.
Kapılar, yürüyüş yollarının üzerine uzanan alçak ağaç dallarının bulunduğu yerler dışında, 3,65 metre aralıklarla yerleştirilmiştir. Dikey direkler, her biri 278 ile 380 kilogram ağırlığında olan 15.006 dar çelik taban ayağı ile döşeli yüzeylere sabitlenmiştir. Zeminde hiçbir delik açılmamıştır. Kapıların bileşenleri, ABD’nin Doğu Yakası’nda bulunan yedi üretici tarafından saha dışında üretilmiştir. Kumaş panellerin dokunması ve dikilmesi Almanya’da gerçekleştirilmiştir. Sekiz kişilik ekipler hâlinde çalışan, The Gates üniformaları giyen 600 işçi, ekip başına 100 kapının montajından sorumlu olmuştur. İzleme ve söküm ekiplerinde ise buna ek olarak üniformalı 300 işçi görev almıştır.
Sanat eseri 16 gün boyunca yerinde kalmış, ardından kapılar sökülmüş ve kullanılan malzemeler geri dönüştürülmüştür.
22 Eylül 1985 tarihinde 300 profesyonel işçiden oluşan bir ekip The Pont Neuf Wrapped projesini tamamlamıştır. İpeksi görünümlü ve altın kumtaşı rengindeki 41.800 metrekare dokuma poliamid kumaş kullanılarak şu bölümler kaplanmıştır:
· On iki kemerin yan yüzeyleri ve tonozları; nehir trafiğini engellemeyecek şekilde.
· Korkuluklar zemine kadar.
· Kaldırımlar ve bordürler (yayalar kumaşın üzerinde yürümüştür).
· Köprünün her iki tarafındaki tüm sokak lambaları.
· Île de la Cité’nin batı ucundaki rıhtımın dikey bölümü.
· Vert-Galant Esplanade’ı.
Yapımına III. Henri döneminde başlanan Pont Neuf, IV. Henri’nin hükümdarlığı sırasında 1606 yılında tamamlanmıştır. Paris’teki hiçbir köprü, geçmişte olduğu gibi bugün de bu denli topografik ve görsel çeşitlilik sunmamaktadır. 1578 ile 1890 yılları arasında Pont Neuf sürekli değişikliklere ve oldukça gösterişli eklemelere uğramıştır; bunlar arasında Soufflot döneminde köprü üzerine dükkânların inşa edilmesi, Samaritaine su pompasını barındıran büyük rokoko yapının inşa edilmesi, yıkılması, yeniden yapılması ve tekrar yıkılması yer almaktadır.
Pont Neuf’un sarmalanması, ardışık dönüşümler geleneğini yeni bir heykelsi boyutla sürdürmüş ve köprüyü 14 gün boyunca bir sanat eserine dönüştürmüştür. Halatlar kumaşı köprü yüzeyine sabitleyerek ana biçimleri korumuş, kabartıları belirginleştirirken Pont Neuf’un oranlarını ve ayrıntılarını vurgulamıştır.
Kumaş, 13 kilometre halat ile gerilmiş ve 12,1 ton çelik zincir ile sabitlenmiştir. Charpentiers de Paris ve Fransız taşeronlar, Theodore Dougherty yönetiminde Christo ve Jeanne-Claude’un önceki projelerinde görev almış ABD’li mühendisler Vahé Aprahamian, August L. Huber, James Fuller, John Thomson ve Dimiter Zagoroff tarafından desteklenmiştir. Kırk kişilik ekipler hâlinde görev yapan 600 gözetmen, projenin bakımını yapmak ve ziyaretçilere bilgi vermek üzere, 7 Ekim’deki söküm tarihine kadar gece gündüz çalışmıştır.
Wrapped Vestibule
Christo ve Jeanne-Claude’un kamuoyu tarafından daha az bilinen iç mekân yerleştirmeleri, sergide Wrapped Vestibule, Art Gallery of New South Wales (Sidney, 1990) çalışmasına ait bir fotoğrafla yer bulmaktadır. Sanatçı ikilisi, kamu müzelerinde buna benzer çeşitli müdahaleler gerçekleştirmiştir ve sanat eleştirmenleri bu çalışma grubunu kurumsal eleştiri bağlamında değerlendirebilse de, Christo ve Jeanne-Claude bu çalışmaları, gizleme ve açığa çıkarma oyununun yanı sıra sanat tarihiyle (galerinin heykelleri ve mimarisiyle) kurulan diyaloğun ötesinde yorumlamaktan kaçınmışlardır.
The Wall – Wrapped Roman Wall, Via Veneto and Villa Borghese, Rome 1973 – 74
1974 yılının Şubat ve Mart aylarında, 40 gün süreyle Aurelianus Surları’nın 820 feet (250 metre) uzunluğundaki bir bölümü, duvarın her iki yüzünü, üst kısmını ve kemerlerini örtecek şekilde polipropilen kumaş ve halat ile paketlenmiştir. Kırk inşaat işçisi bu geçici sanat eserini dört gün içinde tamamlamıştır.
Yaklaşık 2.000 yıllık bu sur, Roma İmparatorları Aurelianus ve Probus tarafından inşa edilmiş ve İtalya’nın Roma kentini çevreleyen savunma yapısı olarak kullanılmıştır. Sanatçıların geçici sanat eseri için seçtikleri bölüm, Roma’nın en işlek caddelerinden biri olan Via Veneto’nun sonunda ve Villa Borghese bahçelerinin sınırında yer almaktadır.
Proje, Christo’nun 1963 yılında iki kişisel sergisine ev sahipliği yapan Galleria Apollinaire’in sahibi ve sanatçıların uzun yıllardır dostu olan Guido Le Noci tarafından koordine edilmiştir.
Paketlenen dört kemerden üçü yoğun araç trafiğine açıkken, bir kemer yalnızca yayaların kullanımına ayrılmıştır.
Wrapped Roman Wall, Christo ve Jeanne-Claude tarafından, Christo’nun hazırlık çalışmaları olan çizimler, kolajlar, maketler ile erken dönem paketleri ve litografilerinin satışından elde edilen gelirle finanse edilmiştir. Sanatçılar hiçbir türde sponsorluk kabul etmemiştir.
Kırk günün sonunda söküm çalışmaları başlamış ve kullanılan tüm malzemeler geri dönüştürülmüştür.
Yükseklik: 49 feet (15 metre)
Uzunluk: 820 feet (250 metre)
Derinlik: 13 ila 18 feet (4,3–5,5 metre) arasında değişmektedir.
Malzemeler: Dokuma polipropilen kumaş ve Dacron halat.
About the series
From the Storage, galeri ekibinin özel koleksiyonlardan ve galerinin deposundan seçtiği dikkat çekici eserleri bir araya getirdiği, her edisyonunda farklı sanatçıları, dönemleri ve sanatsal yaklaşımları öne çıkaran süreklilik gösteren bir sergi formatıdır.
Beşinci edisyon, mimarlığı, peyzajı ve kamusal mekânı algılama biçimimizi dönüştüren vizyoner pratiğiyle yirminci yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olan Christo’ya odaklanmaktadır.